Text Box: YARALI GALAT
Yaklaşık 8 yıl önce Yaralı Galat konusunda  ilk kez yazmıştım.  Şimdi geriye dönüp baktıkça Galatlar konusunda ki bilgilerimin ne kadar olgunlaştığını farkettim.  Daha önce yazdıklarımın her ne kadar tamamına yakını hala geçerliliğini korumaktaysa da, konuya olan ilgimin bilimsel yanı artık daha ağır basmakta.  Bunun yanında yeni öğrendiğim bilgileri de katacak olursak, düzeltmeler yapması kaçınılmaz oldu. (20 Ekim 2006) 
Bir zamanlar, Bergama'daki Athena Tapınağında bir heykel vardı.  Heykelin adı "Dying-Gaul" idi, yani "Ölmekte olan Galat."  Türkçe "ölmekte olan Galat" pek romantik bir çağrışım yapmıyor.  Ölen Galat ismi de pek estetik gelmiyor.  Üstelik heykel henüz ölmemiş bir insanı canlandırmaktadır.  O nedenle heykelin adını "Yaralı Galat" olarak kutsamıştım burada.   Daha sonra Suzan Albek’in 1991 tarihli “Les Galates” tercümesinde benden yaklaşık 8 yıl önce Yaralı Galat adını zaten kullanmış olduğunu öğrendim.  Düzeltmem geç oldu ise de nihayet oldu.  Herneyse, anlatıldığına göre, Bergama Kralı Attalos I, MÖ 240-220 yılları arasında bir savaşta Galatları yenmiş ve heykel de bu başarı nedeniyle Attalos'a ithaf edilmiştir. 

Heykelin eldeki en eski kopyası mermerden olup şu anda Roma'daki Capitolini Müzesindedir.  Hikayeye göre 17. yüzyılda Roma’daki Ludovisi Köşkünün inşaat temellerinin kazımı sırasında ortaya çıkmış ve 1623’te de ilk kez zengin Ludovisi ailesinin koleksiyonunda dökümlenmiştir.  İddiaya göre aslı bronz olup bir zamanlar Bergama'daki Athena tapınağında bulunuyormus.  Bir iddiaya göre de Roma'daki bu kopya belki de aslıdır.
Ben de, şimdilik, bu kopyanın asıl heykel olabileceğine inanıyorum.  Kazılarda bulunması bir tertip olabilir, çünkü Galatlar döneminden başlayarak geçen yüzyıla kadar Anadolu’daki tarihi ve kutsal eserlerin bazan zorla bazan da kaçırılarak batıya götürüldükleri bilinen bir gerçektir.  Ayrıca, heykelin aslının yapıldığı tarihlerde bronz heykel yapımından ziyade mermer kullandığı ortadadır.  Heykelden alınacak örneklerin aynı yörede aynı zamanda bulunan mermer eserler ile karşılaştırmalı tahlili sanırım bu soruya bir yanıt doğurabilir.
1797'de Napoleon Bonaparte’nin İtalya’yı yağmasında Paris’e götürülen heykel, 1815’te İtalya’ya geri getirilmiş ve Capitoloni Müzesindeki yerini almıştır.  Bence salt bu olay dahi heykelin önemini, değerini ve orijinali olabileceğini göstermektedir.  Aynı heykelin 100 yıl kadar önce, hemen hemen kusursuz olarak tesadüfen bulunmuş olması, sonra ona 20. yüzyıla değin “Yaralı Gladyatör” gibi yanıltıcı adlar verilmiş olması da düşündürücü değil midir?  
Bugün Dünya’da ABD, İsveç, Almanya, İngiltere ve Çek Cumhuriyetinde kopyaları sergilenmektedir.  Maalesef Yaralı Galat’ın anavatanı Türkiye’de tek bir kopya yoktur.  Türkiye’deki güzel sanatlar fakültelerinden birinin aslına yakın bir kopyasını projelendirmesi ne kadar güzel olur… 

Yaralı Galat, kalkanı üzerine oturmuş bir Galat askerinin sağ eline dayanarak, başını önüne eğerek yenilgi sonrası hüzününü yansıtmaktadır. Yaralı Galatın sağ alt kaburgalarının hemen biraz üzerinde kanayan bir yarası vardır.  Anatomik olarak Yaralı Galatın yarası ya delinmiş bir karacigerdir ya da delinmiş sağ akciğerinin alt lobuludur.  Ancak, herhalikarda da Yaralı Galat’ın kalan ömrü yaklaşık 15 dakikadır.
Vücutta oksijen yokluguna en hassas organ olan beyine oksijen gitmesi eğer 3 dakikadan fazla geçikirse, kanda biriken karbondioksitin kısa vadede etkisi uyuşturucu bir etkidir.  Ve beyin kendi kendini kapatmaya hazırlanırken yaralı da önce acı hissini sonra şuurunu kaybetmeye baslar.  Yaralı Galat, artık, ölmekte olan bir Galattır.
Değişik açılardan Yaralı Galatın vücuduna, yüzüne ve yüz ifadesine bakıp etkilenmemek zor.  Yüzünde kelimelerle anlatılması güç, belirgin bir derinliği olan bir ifade var.  Nedense ne Helen ne de Roma heykelciliğinde görülmeyen bazı ayrıntılar var.  Sanki Yaralı Galat’ın durumunun gerçekliği kadar, onun iç dünyasını ve duygularını da yansıtmak isteyen bir sanatçı çabası görülüyor heykelde.  Benzer zaman dilimine ait diğer heykellerde duygu ifadesi görebilmek zordur.  Galatları tasvir eden Klasik Helen ve Roma heykellerinde yüz ve vücut belirgin olarak daha yuvarlak ve yumuşak, hatlıdır, Rubenesque’tir. Oysa Yaralı Gallat’ın yüzü bayağı farklıdır.  Heykel, gerçekte, Attalos’un zaferinden ziyade Galat’ı kutlayan bir mesaj iletmektedir.  Değil mi?

Helenlerde sade bıyık bırakmak barbarlığın bir ifadesi idi, aynen şimdiki Avrupalının bıyığı alaturka gördüğü gibi...  Bugün bile Anadolu'da sakaldan ziyade bıyık bırakmak erkekliğin bir ifadesi sayılmıyor mu?  Zamanın diğer Roma ve Helen yapımı erkek heykellerine de bakabilirsiniz.  Hangi birisinde traşlı yüz ama bıyıklı bir erkek çehresi var?  Kısacası diğer Helen heykellerine benzemiyor.
Yine yakından baktığınızda, daha ilginç ayrıntılarla karşılaşıyorsunuz.  Simetrik ancak androjenik bir yüz.  Elmacık kemikleri hafif çıkık, avurtları biraz çökük.  Kaşları kalın olmasa da belirgin ve çatılmış.  Ancak ağzının ve yüz adelelerinin kompozisyonu düşüncelerinin öfkeden ziyade düşünce, tasa ve hatta şaşırmışlık üzerine odaklandığını gösteriyor.  Alın hafifçe geriye doğru eğimli.  Burun oldukça belirgin ancak uzun değil, basık ta değil, aksine kemerli olmaya daha yakın.
Heykelin kendisi tek renkli olduğu için sarışın mı belli degil, bir çoklarının keyfi kabullerinin aksine.  Çağdaş antropoloji her ne kadar insan topluluklarını, olması gerektiği gibi, kültürel birimler olarak kabul etmekte ve klasik ırkçı yaklaşımlardan kaçınmaktaysa da içimizdeki avamsal yaklaşım hala eskiyi yansıtmaktadır.  O nedenle, bir çok Internet sitesinde Yaralı Galat alkışlar içinde kuzey Avrupa erkeğinin modeli olarak anılmaktadır.  Oysa eğer ciddi bir etnik karşılaştırma yapılmak istenirse, o zaman diğer çehre özellikleri de gözönüne alınmalıdır.  O nedenle Yaralı Galat’ın saçlarını ben biraz koyulaştırıp nasıl duracağını merak ettim (bkz aşağıda.) Anadolunun herhangi bir yerinde rahatlıkla rastlayacağınız bir çehre degil mi?


Galatların saçlarını kireç suyu kullanarak sarıya ağarttıkları veya kızıla boyadıkları anlatılmaktadır tarihte.  Hemen aşağıda ise Yaralı Galat’ın sarışınlaştırılmış resmini bir ABD üniversitesi kaynaklı linkten aldım.  Sizce hangi renklendirme Yaralı Galat’ın naturel halini yansıtmaktadır?  Kararı okuyucuya bırakıyorum…




Yaralı Galat’ın kafa kemiği yapısı ise dolikosefalden ziyade mezosefal yapıdadır.  (bkz aşağıda)  Görüldüğü gibi Galatların “kuzeyli” özelliği taşıdıkları kabulu yanıtlanmış ve bitmiş bir konu olmak yerine tartışmaya gerçekten açıktır. 

 Umarım, bu karşılaştırmalar ve dökümlemeler değişik kültürlere sahip oldukları sanılan insanların birbirlerini daha iyi anlamalarına, anlayış göstermelerine, ve yollarının geçmişte defalarca kesiştiğinin farkında olmalarına yardımcı olur.  Bugünümüz ise istisnadan ziyade sadece bir tekrardır. (Rev. 4, 7/10/2007)