Text Box: Kangal: Bir Galat Köpeği mi?
Dr. Tamer Yılmaz, 4 Nisan 2009,
(İCopyrights registered in the U.S. Library of Congress, her türlü telif hakları mahfuzdur)
Özgün bir köpek türü olarak uluslarası kabul gören Kangal Anadolu’ya has bir türdür.  Yüzyıllarca bu köpekler küçük Asya’da koyun sürüsü köpekleri olarak kullanılmışlardır. Kangalların kökeni konusunda var olan teorilerden biri de bir Türkiye gazetesinde yeralan habere göre onların Küçük Asya’ya Galatlar tarafından getirildiğidir. [1]  Hemen hemen Türkiye’nin her yerinde bulunmakla birlikte Kangalın coğrafik dağılımı çoğunlukla orta Anadolu yaylaları (eski Galatya) ve artan yoğunlukta Sivas’ın Kangal ilçesi civarlarıdır. Sivas yöresi doğudaki Galatların Trokmi kolunun yerleştiği yöredir. Galatlar ihraç ettikleri koyun yünleri ile ünlüydüler.  Son Galat kralı Amyntas’ın Tuz Gölü’nün batısında sayıları 300’ü bulan koyun sürüleri olduğu bilinirdi.

Kangal geniş ve ağır kafasıyla iri bir köpektir. Kangalın yüzü Avrupa bulunan mastif türü köpeklerin tipik görünüşünü yansıtan kara renkle maskelenmiştir.  Kalın kuyruğu yukarı doğru kalkık ve öne doğru kangal şeklinde kıvrılmaktadır.  Kangal’ın tüyleri sık ve iki kat olup kısa ve kalın kat deriye yakın, uzunca ve daha seyrek olan ikinci kat birinci katın üzerinden sarkar.  Müstakil renkleri bozdan kahverengiye kadar farklı değişimler gösterir.  Kangal hububat karışımı "yal” ile beslenir ve et verilmesi gerekmez.  Eğer bir Kangal koyun köpeği olarak yetiştirilecekse, kulakları henüz gençken kesilir, ve bu ona büyünce aslanvari bir görünüm verir.   (Resim 1)


Resim 2


Ayrıca, renklerinden dolayı Kangallar koyun sürüsüne kolayca karışır ve dışarıdan bakanlar tarafından farkedilmeleri güçtür. 

Kangal iri cüssesi ve bağımsız karakteri ile emir almaya yatkın bir köpek değildir. Kangal polis, kurtarma veya arama köpeği olarak kullanılamaz.  Kangalların devlet teşekkülleri tarafından 1970’lerdeki kullanım çabaları başarısız olmuştur.  Kangal dışarıda ve Türkiye’de gücü, zekası, sahibine bağlılığı, aşırı sıcaklık farklarına dayanıklılığı, ve sürü hayvanlarına karşı saldırmazlığıyla tanınır.  Bir koyun köpeği olarak Kangal sürüyü gütmez ancak onu eşkiya, kurt ve dağ aslanı gibi saldırganlara karşı korur.  Kangalların kurtları yakalayıp güçlü çeneleriyle boğdukları bilinmektedir.  Kangallar birbirinden bağımsız olarak sürü etrafında devriye gezerek dışarıdan yaklaşanları gözler.  Eğer bir sürüde birden fazla Kangal varsa, her bir Kangal kendi aralarındaki hiyerarşıye göre, köpek sahiplerinin görev paylaştırmasına gerek kalmaksızın, belirli bir alanı kollar.  Bu bakımdan Kangal bize tam anlamıyla ücretli ancak sözgeçirilmez Kelt savaşçılarını anımsatmaktadır.  Kavgacı bir Kelt köpeği için ne kadar uygun! 

Kangallar hakkında ilk bilgiler “Samson” köpeği adıyla 17. yüzyıl gezgini Evliya Çelebi’ye kadar gitmektedir.[2]  Daha sonraki bilgiler ise 1900’lerde Türkiye’yi uzun uzun gezen J.W. Childs[3] tarafından verilmektedir.  Amerikalı bir karıkoca ise 1960’larda ülkelerine bir çift Kangal götürürler.  1970’lerde ABD’de bir Kangal köpek klubü kurulur.  Daha sonra dünyada gittikçe artan bir ilgi oluşur ve Kangallar üzerine yazılmış magazin makaleleri göze çarpmaya başlar.  Türkiye’de ilk kez 2001’de Kangal Köpek Kulübü kurulur. 
Kangalın kökeni konusuna dönersek, eski Asur ve Babil tabletleri üzerinde mastif görünümlü Kangala benzeyen köpekler görülmektedir. (Resim 2)  Ancak bu bölgelerde bugün bu tür köpekler görülmemektedır.  Eğer mastif türü köpekler Mezopotamya’ya özgü olsalardı, bugün hala bunların bazı örneklerine rast gelmek veya en azından yerel köpekler arasında Kangalın bazı fiziksel özelliklerini görmek mümkün olmalıydı.  Benzer şekilde, Roma sanat eserleri üzerinde kaplan veya zürafa resimleri görmek o hayvanların Avrupa’nın yerlisi olduğu anlamına gelmez. 


Resim 2


Resim 3

Bir Hitit yazıtında evcil köpeklerin Küçük Asya’da bir dağ aslanına saldırışını tasvir eden kil tablet (Resim 3) o zamanlar farklı türlerde köpeklerin bulunduğunu ispatlamakla birlikte köpeklerin tek düze olmayan görünümleri onların belli bir cinse aidiyetini saptamayı engellemektedir.

Kangallar özellikle koyun sürülerini korumak için üretilir ve kullanılırlar.  Kangalın bu kullanımı o kadar önemlidir ki, Türkiye’de şehirleşmenin yan ürünü olarak çobanlık azalırken Kangal nüfusunun da önemli miktarda yok olmasına neden olmuştur.  2005 yılında, Türk ve uluslararası araştırmacılar tarafından Kangal köpeğinin Asya Türk kökenli olduğu itirazsız olarak kabul olunmuştur.  Ancak aşağıda okuyacağınız bilgilerin hiç biri o zaman ne tartışılmış ne de göz önüne alınmıştır.  Bir çok Türk Kangalın kökeninin orta Asya olmasıyla onun daha da çok Türk olacağı hissiyatındadır.  Bu genel anlayış yüzünden Kangalın Galat kökenli olması konusunda Türkiye’de destek bulmak henüz güçtür.  Bununla beraber, köpeklerle ilgili muhtelif ve birbirleriyle tutarlı yeni bilimsel veriler Kangalların Batı kökenli olabileceğini destekler görünmektedir.  Köpek genetiği üzerine yapılan bir çalışmada Haplotip D genine sadece Türkiye (%20,) İskandinavya (%38,) Portekiz (%20,) ve İspanya (%1) köpeklerinde rastlanmıştır.[4]  Ayrıca daha yeni bir araştırma Türk köpekleri arasında Haplo D tipinin sadece Kangallarda bulunduğunu[5] göstermiştir.  Akbaş’ın (Türkmenler tarafından 11. yüzyılda Anadolu’ya getirildiği kabul olunan bir başka köpek türü) ise Haplo D tipi geni taşımadığı iki ayrı genetik çalışma sonucu ortaya çıkmıştır.[6]  Böylece, yakın zamanlardaki genetik araştırma sonuçları Kangalların gerçek kökeni konusunda yeni ve önemli bir şüpheye yol açmıştır.[7]  Daha da yeni çalışmalar[8] bu bulguları aynı doğrultuda pekiştirmektedir.  Yukarıdan da kolaylıkla takip edileceği üzere bağımsız araştırmacıların bulgularının hepsi tek bir sonuç üzerinde odaklanmaktadır; o da Kangal’ın Anadolu’ya doğudan değil batıdan girdiğidir.  O halde bir sonraki adımda sorulması gereken soru şu olmalıdır: “Acaba Kangalı Anadolu’ya Galatlar mı getirdi?”   
Evliya Çelebi 17. yüzyılda yazılmış Seyahatname kitabında Yeniçerilerin “Samson” türü köpeklerle resmigeçitlere katıldıklarından bahseder.[9]  Samson köpeklerinin tasviri bir çok bakımlardan Kangal köpeğini anımsatmaktadır.  Gerçekten Çelebi’nin kendisi de bu köpeklerden 3 adedine sahip olup bu köpekler sayesinde en az iki kez Moğol eşkiyanın elinden muhakkak bir ölümden kurtulmuştur.  Olasıdır ki, “Samson” adı Eski Ahit hikayelerindeki Samson’un uzak bir yankısıdır, çünkü kuzey Türkiye’deki “Samsun” şehrinden gayrı Türkçede bir anlamı yoktur.  Oysa, bu şehrin isim kökeninin antik çağlardan itibaren Amissus adından dejenere edildiği takip edilebilmektedir ve, ayrıca, Samsun köpekleriyle ünlü bir havali değildir.  O nedenle, Samson tıpkı Samson’un hikayesine uygun biçimde “Aslan öldüren” tarzında bir lakap olmalıdır.  Üstelik, Çelebi bu köpeklerin mandıra görevlisi olarak çalışan yeniçeriler tarafından beslendiğini ve yeniçerilerle birlikte savaş alanına götürüldüklerini bildirir. Merhum tarihçi Lequenne Galatların Osmanlı yeniçeri ordusuna dönme olarak alındıklarını düşünmesi ilginçtir.[10]

Bunun dışında, Türkiye’de çobanlık ve Kangal kültürünü Galatlara bağlayacak linguistik sayılabilecek kanıtlar da vardır.  Tükenmiş bir dil olan Galatçanın bir Kelt dili olması hasebiyle, Kangallarla ilgili ve Keltçe olabilecek kelimelerin Türkçede bulunması heyecan vericidir.  Bu köpeklere takılan ve onların boyunlarını kurt saldırılarından koruyan tasmalara (Resim 4 ve 5) verilen adlardan biri de “tork” tur.[11]  Buna koşut olarak Galyalı savaşçıların boyunlarına taktıkları spiral gerdanlıkların da “Torc” olarak bilindiği bir gerçektir.  Bunun en açık örneği meşhur Yaralı Galat heykelindeki Galat savaşçısının boynunda görülendir.  “Tork” un Türkçe başka bir anlamı yoktur ve zaten öztürkçe bir kelime de değildir.  Tork Kangalın zaten vahşi ve ilkel olan görünüşünü abartmakla birlikte bu köpek cinsinin çocuklar ve ailenin diğer üyelerine karşı son derece dostça olduğu söylenir. 


Resim 4 – Torklu Kangal


Resim 5 – Boynu torklu Kangal
Yüzündeki kara maskeye ek olarak Kangalın göze çarpan ikincil özelliği onun yukarı kalkık kuyruğudur, ve “kangala” [12] benzetilir ki anlamı açık olarak bir halatın kıvrımı yada sucuk kangalına benzer.  İlginçtir ki, Kelt kökenli bir dil olan İrcede de benzer bir kelime (ceangal) olup anlamı yine halka, kangal tarzındadır.[13]  Bu durum ister istemez yine köpeğin Galat kökenini akla getirmektedir.  Ayrıca, koyun süren çobanların giydiği başlıklı giysiye “kepenek” denir.  Bu kelimenin taşra kökenli olması dışında dökümlenmiş bir Türkçe etimolojisi yoktur.  Ve işte yine İrce’deki “caipineach” [14] karşımıza çıkmaktadır ki bu da Türkçe “kepenek” ile eşanlamlıdır: “başlıklı giysi.” Resimler 6-10: çağdaş koyun çobanlarının ve kangalın yaşantısından kesitler vermektedir.


               
Resim 6                                                         Resim 7

Resim 8

Resim 9

Resim 10
Köpeğin modern ismini köpeğin kökeni izahında kullanmak mümkün olamaz çünkü köpeğe Kangal isminin nasıl verildiği yukarıda da anlatıldığı gibi bilinmektedir.  Kangalın doğudan geldiğini hala savunanlar ise Kangalın Avrupa kökenini reddetmeden önce onun Avrupa genlerini izah edebilmelidirler.  Özetle, hem genetik ve linguistik hem de tarihsel ve kültürel veriler Kangalların batı kökeni ve özellikle Galat kökenli olması ile güçlü bağlar göstermektedir. Bilmecenin parçaları gayet düzenli bir şekilde bir araya gelmekte ve Kangalların gerçek kökeninin küçük Asya Galatları olduğunu gittikçe daha güçlü bir biçimde gözler önüne sermektedir. 

Ve bir akşam üzerinin alacakkaranlığında modern Galat çobanlarından ayrılırken, aradan geçmiş olan yüzlerce yıla karşın Galat mirasının ne kadarının zamanımıza eriştiğini insan kendi kendine sormadan edemiyor. ______________________________________________

[1] “Bozkırın Gözleri,” Hürriyet, November 10, 1998.
[2] Kahraman, S.A., “Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi,” Yapi ve Kredi Bankasi Yayinlari, March 2003, Istanbul.  ISBN 975080562-3.
[3] Childs, WJ, Across Asia Minor on Foot. London, 1917, pp.164-167.
[4] Savolainen P., et al, “ Genetic evidence for an East Asian origin of domestic dogs”  Science 2002, 298, 1610-1613.
[5] Gökçek, Çiğdem, “Mitochondrial DNA (MTDNA) sequence analyses of Kangal dogs in Turkey,” Middle East Technical University, M.Sc. thesis, 2004, Ankara, Turkey
[6] ibid, Gökçek
[7] Altunok, V, “Genetic evidence for the distinctness of Kangal dogs,” Bull Vet Inst Pulawy 49, 249-254, 2005
[8] Koban, E., et al, “Genetic relationship between Kangal, Akbash and other dog populations,”  Discrete Applied Mathematics, June 2008
[9] ibid, Kahraman
[10] Lequenne, Fernand, “Les Galates,” pp.330-332, Librarie Artheme Fayard, Paris, 1959.
[11] Kartay, Doğan, “Bozkırın Gözcüsü Türk Çoban Köpeği Kangal,”  p.122, T. C. Kültür Bakanlığı, 2002, Ankara, Turkey
[12] Kartay, pp.107,146
[13] De Bhaldraithe, Tomas, "Focloir Gaeilge-Bearla,"  Mount Sales Press Ltd., Ireland, 1992.  ISBN 1-85791-037-0
[14] ibid, De Bhaldraithe