Text Box: (Bu kelimelerin tesbitinde kullandığım yöntemler, telif haklarının US Library of Congress’e kayıtlanmasını takiben, eklenmistir.  Aşağıdaki liste veya her hangi bir bölümü,  her kullanışta yazara ve bu siteye özgün anma yapılması koşuluyla, ve de ticari amaç veya para değeri olacak bir kazanç sağlamamak koşuluyla sertbestçe kopya edilebilir ve dağıtılabilir)
 
Not: Türkçe karakterler ekranınızda gözükmüyorsa,  farenin sağ düğmesine tıklayın, kodlama’yi seçin oradan “Western European” şıkkını seçin)
 
Türkçedeki Galatça kelimeler hakkında bir önçalışma
Abstrakt
Bu çalışma, yok olmuş Galatçadan günümüzdeki modern Türkçede yaşayan kelimeleri ortaya çıkarma çabasıdır.  Galatçanın eskiden düşünüldüğünden daha uzun bir zaman süresince Anadolu’da korunmuşluğunu destekleyen işaretler vardır.  Olası eşdeş kelimeleri araştırmak içinTürkçe ve İrce sözlüklerin kelime karşılaştırmaları bu konuda yardımcı olabilir.  Burada yapılan temel kabul muhafazakar kriterler kullanılarak dikkatli bir inceleme yapıldığı takdirde bulunacak olan İrce-Türkçe ortak kelimelerin (kognetler) bizi Türkçedeki Galat kökenli kelimelere ulaştıracağı şeklindedir.  Ancak çalışma ilerledikçe tahminlerin ötesinde bir miktarda  ortak kelimelerin bulunması eldeki seçim kriterlerinin daha da fazla kısıtlanmasına neden oldu.  Bundan amaç rastlantısal ortak kelimelerin veya Galatçadan bağımsız olarak ortak bulunan İrce-Türkçe kelimelerin listeye girmesinin önlenmesiydi.  Böylece geriye kalan ortak kelimeler Galat kökenli olarak önerilmek üzere tablo edildi.  Bu çalışmanın sonuçları Kelt kültürlerinin hem linguistik hem de antropolojik araştırmarı için önemli olabilir.
Tarihçe 
Bir Kelt kültürünün insanı olan Galatlar milattan önce 3. yüzyıl civarında Anadolu’da [1] yerleştiler. Galatların diline ilgi duyan birçok tarihçiler, dilbilimciler veya sadece meraklıları vardır.  Anadolu’daki Galatların dili hakkında bilgilerimiz çok azdır.  Tarihsel olarak Galatça kıtasal Galyacanın aynısı olmasa bile yakın bir branşı olarak kabul edilir.  Zamanın bir çok göçebe kültürleri gibi Galatların da kendilerine has bir yazıları yoktu.  Böylece, günümüzde bilinen bir kaç Galat kelimesi vardır.  Ancak, tarihi yazıtlar, sikkeler, duvar yazıları v.b. gibi arkeolojik buluntular; coğrafik adlar, Antik çağ yazarlarından alıntıları bir araya getiren dikkat çekici bir çalışma [2] göze çarpmaktadır.   O nedenle araştırıcılar Galat dilinden bahsederken genellikle Galatların günlük kullandığı kelimelerden, alet isimlerinden, tarım terimlerinden değil daha çok Galat tarihi çerçevesinde şahıs ve coğrafik yer adlarını anarlar.  Türkiye’de Galatlarla ilgili olarak arkeolojik araştırmalar sonuçlanmaktan çok uzak olduğu gibi kırsal alanlardaki Galat yerleşimlerinin çalışmaları henüz başlangıç fazındadır. [3]  Ayrıca, bol miktardaki araştırma materyaline araştırmacıların ulaşımı kısıtlıdır, ve dışarıdan meraklıların bu konulara katkı yapabilmeleri, en iyi ihtimalle, son derecede güçtür. [4]  Genel olarak antropolojinin ilgi sahası olan integre ve kültürler-arası çalışmalar Galatlar konusunda henüz yoktur.  Açıkca, Galatlar ve onların dili hakkında görüşlerimizi tamamıyla değiştirebilecek çalışmalar yapılmayı beklemektedir. 
[1] Galatya ve Anadolu kelimeleri biri diğeri yerine Türkiye coğrafyası anlamında kullanılacaktır.
[2]  Freeman
[3] Darbyshire, p.97
[4] Mittchel, Vol. 1, p.10
Galatlar ile ilgili çalışmaların tarihi sürecine bakıldığında, onların etnik ve kültürel bir grup olarak varlıklarını sürdürmüş olma olasılıkları yok sayılmıştır.  Buna neden olarak da az miktarda Keltin Anadolu’ya göç etmiş olması, onların çabucak Helen etkisinde asimile olmuşlukları, Türki aşiretlerin Anadolu’ya nisbeten geç bir tarihte (M.S. 1071) gelmişlikleri ve düşmancıl tavırları, v.b. öne sürülmektedir.  Bu tür bilgileri yayanların hayatları farklı yüzyılları kapsaması nedeniyle bu çabaları ortak bir nedene bağlamak güç ise de ortaya çıkan sonuç Kelt kültür ve etnik yapısının Anadolu’daki devamını asgariye indiren bir tutumun göze çarpmasıdır.
Klasik bir kabul olarak Anadolu’ya geçen Galatların, erkek, kadın ve çocuk dahil olmak üzere, sayıları 20,000 idi. [5]  Burada ısrarla belirtmek gerekir ki, bu verilen rakam kesin bir minimum miktar olup bunun yukarı bir sınırı yoktur.  Yani bu miktarın çok üstünde de gelmiş olabilir.  Galatlar hakkındaki bilgilerimiz ilerledikçe, onların gözümüzdeki resmi sürekli olarak değişmiş ve çeşitli klasik kabuller başarılı bir şekilde defedilmiştir.   Zaten bazı modern tarihçiler, biraz çekinerek de olsa, Anadolu’ya geçen Keltlerin sayılarının klasik olarak kabul olunan rakamlardan daha yukarıda olabileceğini yazmaktadırlar. [6]
Geçmişte, tarihçiler Galatların hızlı bir şekilde Helenleştiklerini sandılar.  Cladianus (AD 370? – 410?) “Keltlerin Helen elbiselerini giyip, Kızılırmak’ın suyundan içerek, öylece Helenleştiklerini” [7]  yazmaktadır.  Burada belirtilmelidir ki, Cladianus bu yazısını M.S. 4. yüzyılda, yani Kelt göçlerinden 700 yıl sonra yazmıştır.  Üstelik bir çok modern yazarlar rutin olarak 4. asır retorikçilerinin Galat övgülerini Galatların kesin Helenleştiğine dair kanıt olarak göstermeleri yaygındır.  Ancak, 4. asır retorikçilerinin bu övgülerindeki zamanlama olsa olsa Helenleşmenin Galatya’da daha geç bir tarihte olduğuna işaret etmelidir. [8]  Hatta kanımca, Helenleşmenin henüz başlangıcı olmalıdır.  Belli ki daha muhafazkar olması kuşkusuz olan kırsal kesimlerdeki Helenleşme bile şüphelidir.  Belki de 2. Mehmet’in Anadolu kiliselerini İstanbul Kilisesinin tasarrufu altına verdiği 16. asıra kadar da şüphelidir. 
Ortaçağ’dan kalan literatürü sorgulamaya devam edersek başka ek bilgiler de elde edebiliriz.   Örneğin Galatçanın son kez konuşulduğunun dökümü 6. yüzyıl olarak verilmektedir. [9]  Galat kültürünün ve dilinin daha uzun süreler devam edebilmiş olması bir Galat-Türk etkileşimini, ve bunu paralel olarak da, ortak bir kültür mirasının modern zamanlara kadar ulaşabilme olasılığını doğurmaktadır.
Klasik Tarihte, Türkmen aşiretlerinin Anadolu’ya girişi olarak Selçukların Malazgirt (Manzikiert) muharebesi ve 1071 yılı kabul edilir.  Bu muharebede, Roma ordusunun sol kanadının Türki Oğuz (Uz) ve sağ kanadının da yine Türki Peçeneklerden oluşturulduğu bir gerçektir. [10]  Peçeneklerin hatta Oğuzların bir kısmının bile Bizans tarafından periyodik olarak Balkanlardan getirildiği ve Anadolu’da yerleştirildiği [11] görülmüştür.  Bunun yanında, Prenses Komnena (İmparator Alexius Komnena’nın kızı)  Damalis’de (Üsküdar , İstanbul’un Asya yakası) Türkmen yerleşimlerinin bulunduğunu ve babası tarafından bunların toparlanarak daha içerilere, Drakon nehrinin doğusuna (İstanbul’dan yaklaşık 100 km) yerleştirildiklerini [12] beyan eder (1090-1100).  Bu durum hangi kriterle bakılırsa bakılsa çok kısa bir süre önce (hem de savaşla) gelmiş göçmenlerin Roma topraklarında yaşama haklarının anlaşılmaz bir kolaylıkla kabuludur.
7. ve 8. Yüzyıllardaki Anadolu tarihi hakkındaki bilgilerimiz bize bulanık, netleşmesi çok güç bir manzara arzeder. [13]  Bunun yanında, 7. yüzyılda Roma (Bizans) ve Türki bir devlet olan Orta Asya Göktürkleri arasında pek de şeffaf olmayan bir müttefiklik antlaşması vardır.  Bu antlaşmanın genel çerçevesi İmparatorluğun Pers sınırının kontrol altında tutulması ve İpek yolu ticaretinin Pers etkisinden uzak tutulması olarak çizilebilir.  İpek yolunun tutulması Roma’nın izni olmaksızın bölgeye akan biribirinden özerk Türki aşiretlerin de önlenmesini içerdiğini düşünmek zor değildir.  Bu da doğal olarak Roma’nın daha 7. asırda doğu sınırlarının korunması konusunda tedirgin olmasını anlaşılır kılar.  Bunun dışında, 8. asırda Bizans’a karşı ayaklanan ve tahtta hak iddia eden ilginç bir Roma generali vardır.  Bu generalin adı Grek kaynaklara göre Bardanios Tourkos, (doğum yeri Mistea-Beyşehir, c.740-811) Latin kaynaklara göre de Bardanes Turcus [14] idi.  Keltçeye dayanarak, bu adın anlamı “Ozan Türk” (Turk the Bard) olabilir mi?  Yoksa buradaki sıfat “Barzanes” adının bir çeşitlemesi mi?  İster bu adlar generalin etnik aidiyetini göstersin isterse sadece bir lakab olsun, kullanılan kelime Anadolu yerlisi arasında Türk adının tanındığını, ve Anadolu’nun Türki varlığına 1071’den çok daha evvel şahit olduğunu göstermektedir.
[5] Livius, “The History of Rome,” 8.16
[6] Darbyshire, p.78
[7] Cladianus, “Carmina Maiora,” 19-20,  Cladius Cladianus bir tarihçi değil bir şair ve politik yazar idi.
[8] Ramsay, p.300
[9] Mittchel, p.50, from “Cyril of Scythopolis,” vita S. Euthymii, p.55 (Ed. E. Schwartz, 1939)
[10] Jenkins, p.365,  (some sources refer to as Patzinaks)
[11]  Ostrogorsky, p.391
[12] Alexiad, pp. 129-130
[13] Mittchel, p.5
[14] Ostrogorsky, p. 195
Yukarıda verilen tarihi bilgilerin ışığında, kırsal Galatların ve Türkilerin birbirleriyle karşılaşıp karışarak ortak bir kültürün doğmasına izin verecek bir zamanlamanın olabilirliğini görmek kolaylaşmaktadır.  Sonuçta, bir çok Galatça kelime 21. asıra kadar yaşayarak modern Türkçe içinde yerlerini almış olabilir.  Ancak, bu yazının kaleme alındığı tarih itibarıyla, ne Türkçe bilen Kelt araştırmacıları ne de Kelt dillerinde ihtisas yapmış Türk araştırmacıları vardır.  Açıkça bu konudaki çalışmalar bakımından bir boşluk vardır, ve amatörler, fizik kanunlarının bize dikte ettiği gibi, bu boşluğu doldurmaya çabalayacaklardır.
Kaynak olarak kullanılan diller hakkında bilgi
Türkçedeki Galatça kelimelerin tesbiti için ilk gereksinim karşılaştırma yapabilecek bir Kelt dilinin(ideal olarak bir kıta Keltçesi) elde olmasıdır.  Burada hemen bir problemle karşılaşmaktayız: kendisi de yok olmuş olan kıta Keltçeleriyle ilgili bilgilerin azlığı.  Anlamlı bir karşılaştırma yapabilmek için materyal bolluğu olan iki dilin olması arzu edilir.  Kuşkusuz, materyel bolluğu aynı zamanda rastlantı benzerlikleri de artırmak gibi bir tehlikeyi içerir.  Zaten ileride tartışacağım kriterler de bu rastlantıları önlemek için.  Her neyse, çözüm olarak İrce (İrlandaca) en iyi ikinci adayımız olabilir.  Yaygın kabullere göre İrce (İskoçca ile birlikte) en iyi korunmuş bir Kelt dilidir.  Modern İrce büyük bir güçlükle ancak başarıyla 20. yüzyılda yok olmanın kıyısından kurtarılmış bir dildir.  Şimdilik ana dil olarak 30,000 konuşanı vardır. [15]  Varolan İrce dilbilim literatürü daha çok fiil ve cinsiyet yapısıyla ilgili ekler hakkında bilgi vermekle birlikte, İrcede çok güçlü bir ek yapılanması vardır.  Ayrıca, bilinen bir gerçek odur ki, modern Avrupa dillerindeki bir çok standard haberleşme cümleleri İrcede doğrudan ifade edilemez ancak alterne biçimlerle ifade edilir.  Buna rağmen, İrce bir Hint-Avrupa (IE) dili olarak kabul edilir.  Bir çok amatör ve akademik dilbilimciler sık sık İrceyi Kıta Keltçesini (Galyaca) yeniden yapılandırmak veya tarih ve dil konularındaki teorilerine destek olarak kullanırlar.  Bunu görmek için İnternet kaynaklarına bir göz atmak yeter.  İrce’nin diğer IE dillerini konuşanlar tarafından öğrenilmesi güç olan bir dil olduğu sık sık söylenir.  İrce alfabede bir çok harfler aynı zamanda birer telaffuz operatörü olarak kullanılır.  Şöyleki: Latin alfabesinde bulunmayan sesler için İrcede bazı sessiz harfler kendileri telaffuz edilmeden kendilerinden bir önceki ve sonraki harflerin okunuşunu modifiye etmek üzere operatör olarak kullanılırlar.  Ayrıca ses yutmaları da bazı sessiz harfler sayesinde işaret olunur.  Alfabe karakterlerinin bu şekilde kullanımının görünen faydası kelime yapılarının bozulmadan korunmasıdır.  Ancak bu kullanım aynı zamanda kelimelerin yapı olarak uzamasına neden olur ve tarih boyunca bir kaç kere operatör harflerin azaltılması yoluna başvurulmuştur.  Sonuç olarak, İrcede etimoloji bakımından analiz edilmesi güç gözüken bol miktarda kelime vardır.  Maalesef, belki de şu anda sürmekte olan ve ulaşamayacağım çalışmalar haricinde, İrce kelimeler için bilimsel olarak yayınlanmış bir etimoloji kaynağı bulamadım.
Türkçe temel karakter olarak güçlü bir şekilde eklemli olan bir Altay dilidir.  Altay dillerinin içinde Türki denilen ve geniş bir spektrumu haiz ve çoğu karşılıklı olarak anlaşılması yine geniş bir zorluk spektrumu gösteren diller ve dialectlerden biridir.  Türkçenin ikincil büyük özelliği tek heceli köklerin anlam ve yapı olarak nisbeten iyi korunmuş olmasıdır. Bu tek heceli fiillerden yeni kelimeler ihtiyaç gerektiği şekilde üretilir.  O nedenle herhangi kelimenin Türki olup olmadığını tahmin etmek olasıdır.  Runiform alfabe ile yazılan 8. yüzyıl Orkhun yazıtları genel olarak kabul gören en eski Türki yazıtlardır.  Ancak, görülen odur ki, Türki aşiretler Anadolu’ya göçleri sırasında Orkhun dilinin daha değişik bir türünü getirmişlerdir.  Osmanlı döneminde, elitlerin ve halkın dilinde önemli farklılaşmalar görülmektedir.  Elitler Osmanlıca denen Arapça ve Farsçadan önemli alıntılar içeren bir dili konuşur ve yazardı.  Cumhuriyetin 1923’teki ilanını takiben Latin alfabesini kabul ederek, halkın kullandığı kelimeleri öne çıkararak, ve diğer Türki dillerden alıntılar yapılarak Türkçe radikal bir ameliyat geçirdi.  Telaffuz olarak da İstanbul Türkçesi esas alındı.  Bu değişimlerin sonuçları değerlendirenin bakış açısına göre bir çok tartışmaya açıktır. [16]   Ancak, genel kanı Türkçenin Türki karakterinin güçlendiği yönündedir.  Bütün bu değişmelere rağmen halkın kullanış biçimiyle Türkçe temel olarak yüzyıllar boyunca aynı kalmıştır.  Yakınlarda, Nisanyan [17] tarafından Türkçe kelimelerin etimolojisi hakkında oldukça kullanışlı ve hatırı sayılır bir çalışma hazırlanmıştır.  Evrimleşmesi süregiden bu çalışma, sadece Türkçe olmakla birlikte, İnternet kullanıcılarına ücretsiz olarak açıktır. Aynı çalışmadan burada temel kaynak olarak yararlanılmıştır.
[15] Rosenstock, p.12
[16] Eminov, Ali, pp.384-386
[17] Nisanyan
[18] www.nisanyansozluk.com
Yöntem ve Kısıtlamalar
Şu anda varolan bölük pörçük Galyaca kelime listesinin Türkçedeki Galatça kelimelerin bulunması için kullanılması mümkün değildir.  Ancak ileride Galyaca veri tabanı artarsa bu düşünülebilir.  Öte yandan İrce ve Türkçe arasında yapılacak bir kelime karşılaştırmasında ise veri tabanının bolluğu rastlantı benzeşmelerin sayısını artıracaktır.  Önerilecek Galatça kelimeler listesinde sonradan ortaya çıkabilecek rastlantı benzeşimleri (sayıları az bile olsa) kaçınılmaz olarak tüm listenin üzerine gölge düşürecektir.  O nedenle, bu çalışma benzer kelimelerin seçimine katı kısıtlamalar koyarak muhafazakarlığı artırma yönünde olmalıdır.  Böylece kelime seçimi aşağıdaki özelliklerdeki kelimeler üzerinde yoğunlaşmıştır.
1) Kaynağı konusunda bir izahı olmayan kelimeler.
2) Türkçede 11. yüzyıldan sonra görülen kelimeler.
3) Kırsal, taşra, tarım, argo veya arkaik kelimeler.
Şimdi bu kelimelerle ilgili bazı detaylara inelim.  Doğal olarak kaynağı belli olan veya mantıksal olarak kabul edilebilir açıklaması olabilen benzer kelimeler liste dışında tutulmuştur.  Örneğin Türkçeye Arapça, Farsça, Grek, İslav, Firigya, vb. kökenli olduğu bilinen kelimeler liste dışı bırakılmıştır.  Aynı şekilde Türkçeye modern çağlarda batı dillerinden alındığı bilinen kelimeler de liste dışındadır.  Türkçe etimolojisi bilinmeyen veya tartışmalı olan kelimeler ise listede tutulmuştur.  İrce tarafında da benzer eliminasyonlar yapılıp İrceye Latince veya Germen kökenli olarak girdiği tahmin edilen kelimeler de liste dışında tutulmuştur.    
Türki aşiretlerin Anadolu’da 1071’den çok önce belirmiş olabileceklerini savunan yukarıdaki iddiaya rağmen, 11. asırdan önce Türkçede rastlanan kelimeler de liste dışı bırakılmıştır.  Yalnız burada dikkat edilmesi gereken nokta bazı çift anlamlı kelimelerdir.  Mesela “ayak” kelimesi “uzuv” anlamıyla Türkçede 11. yüzyıldan önce elbette vardır.  Ama aynı kelimenin “hile,” “desise” şeklinde kullanılması 20. yüzyılda ortaya çıkmıştır ve benzer İrce kelimeyle birebir eş anlamdadır.  Kelimenin bu ikinci anlamını izah eden bir kaynak dökümüne de rastlanmamıştır.  Bu tür kelimeler elbette liste içinde tutulacaklardır.
Güvenilir Türkçe sözlükler taranarak potansiyel Galatça kelimeler yukarıdaki kriterler uyarınca seçildi.  Türkçede günlük konuşmada geçen, argo, arkaik, kırsal veya bölgesel kelimeler potansiyel olarak Galatça olabileceği düşüncesiyle incelendi.  Benzer kelimelerin umulduğundan fazla çıkması nedeniyle benzer görünen ancak anlam ve ses değişimlerinin incelenmesi nisbeten güç gözüken bir çok kelime çiftleri de listenin haricinde tutuldu.  Böyle bir hariç tutulma eldeki İrce-Türkçe kelime çiftlerinin büyük ölçüde azalmasına neden olmakla birlikte geriye kalan kelime çiftlerinin eşdeşlik kalitesi aynı ölçüde artmalıdır.  Böylece, geriye kalan kelimelerin Galatça kökenli olduğu kabul edilmiştir. .
Yukarıdaki kriterleri göz önünde tutarak ve güvenilir nitelikteki Türkçe sözlükleri kullanarak, Galatça kelimeler için potansiyel bir liste oluşturuldu.  Türkçede günlük konuşma kelimeleri yanında argo, arkaik, taşra ve bölgesel kabul edilen kelimeler araştırıldı.  Eldeki veri tabanının büyüklüğü gözönüne alındığında, semantik ve fonetik olarak incelenmesi güç olabilecek veya tartışma yaratabilecek kelimelerin de liste dışı tutulmasına özen gösterildi.  Bu şekilde bir yaklaşım doğal olarak listenin büyük ölçüde kısalmasına yol açacağı gibi, muhtemel fonetik ve yapısal değişimlerin keşfedilmesini de engelleyecektir.  Maamafih, amacın Galatça kelimeler için güvenilir bir çekirdek liste oluşturması bakımından böyle bir fedakarlık gerekliydi.  Sonuçta, geriye kalan kelimeler Galatça kökenli olarak tablo edildi.
Bu çalışmada kullanılan temel kaynaklar Türkçe için Turkish-English Redhouse Dictionary[19] ve Nişanyan’ın Türkçenin Etimolojik Sözlüğüdür.  Ayrıca, Türkçe argo ve yerel sözlüklerden de kısmen yararlanılmıştır.  İrce tarafında ise temel olarak Bhaldraithe’s Irish-English dictionary[20] ve kısmen de daha tali sözlükler kullanılmıştır.
Sonuçlar ve Tartışma
Yukarıdaki kısıtlamalara uyulduktan sonra dahi Türkçe ile İrce arasında yüzlerce benzer kelimeden oluşan bir potansiyel liste hazırlandı.  Listenin bıktırıcı bir uzunlukta olmasına mani olmak amacıyla bu listeden alınan örnek kelimelerle bir pilot liste oluşturuldu.  Bu pilot listede yer alan kelimelere dikkat edilirse bunlara “benzer” kelime dahi demek haksızlık olur çünkü gerek harf ve ses yapısı gerekse anlamsal olarak bir çoğu birbirinin hemen hemen ikizidir.  Sanki aradaki farklar her iki grubun birbirinden az çok farklı alfabe sistemleriyle ve farklı ağızlarda kullanılmasından kaynaklanmaktadır.
 


[21] Kaynaklar için Bibiliyoğrafya 13-18’e bakınız.
Modern Türkçede bazı kelimeler kesin Galatça kelimelermiş gibi göze çarpar.  Bu kelimeler yukarıdaki kriterlere uymamakla birlikte anılmaya değerdir.  Bunlardan biri “reis” kelimesidir.  Reis, geleneksel olarak Arapça ödünç kelime olarak kabul edilir.  Ancak, bu kelime veya onun benzeri Anadolu’da çok önceleri kullanılmış bir kelimedir, çünkü “-riks” ile biten bir çok Galatça isimler vardır.  Keltçe “riks” veya İrce “ri” olan bu kelime geleneksel olarak “kral” anlamında tercüme edilir ancak Keltlerdeki “kral,” Ortaçağ’da kullanıldığı anlamda bir kral olamaktan ziyade aşiret şefi veya reisi anlamındadır.  Bu da Türkçeki “reis” anlamıyla tamamen örtüşmektedir.
“Kambur” muhtemelen Galatlar vasıtası ile Anadolu’ya gelen başka bir kelimedir.  Kambur Türkçede “hörgüç,” “sırttaki eğrilik,” veya “yamukluk” anlamında kullanılır.  Şu an için Türkçedeki etimolojisi Grekçe olarak verilmektedir ancak “kam” kökünün Kelt kökenli olduğu konusunda da kabuller vardır.
“Karasaban” Türkçede literal olarak “siyah saban” anlamındadır.  “Kara” kelimesi 8. yüzyıl Türkçesinden beri “koyu,” “siyah,” “talihsiz” anlamlarında kullanılmaktadır.  Türkçe sözlüklere bakıldığında ise okuyucu “karasaban” dan “saban” kelimesine yönlendirilmektedir.  Demek ki bugünkü Türkçe’de “karasaban” ile “saban” arasında bir anlam farkı yoktur.  Ancak başlangıçta bir fark olmalıydı ki ikincinin önüne bir sıfat ilavesiyle yeni bir kelime türetilmiş olsun.  Mesela değişik bir saban türü gibi.  Kıta Keltçesinde (Galyaca) “carue,” “carrus” kelimeleri “araba” anlamında kullanılmaktaydı.  O halde “karasaban” ın aslı pekala “carrus-saban” olabilir.  Nitekim, sabanlara tekerlek takılmasını Pliny Keltlere [22]  atfetmektedir.  O halde, bu durum Galatlar ile Türkiler arasında kültürel bir etkileşime işaret edebilir.  Kuşkusuz, bu durum tamamen bir rastlantı da olabilir, ancak ortada henüz başka bir açıklaması yoktur.
[22] Bloch, pp.51-52
Karmaşık fonetik ve semantik dönüşümlerden ve bunun haklı olarak getirebileceği yorucu bilimsel sorgulamadan kaçınmak amacıyla yukarıdaki liste son derecede basit kriterler kullanılarak hazırlandı.  Aynı şekilde bu amaçla, listedeki kelimeler sadece en ikna edici örnekleri kapsayacak biçimde oluşturulurken benzer kalitedeki bir çok örnek kelimeler makaleyi kısaltmak amacıyla liste dışı bırakıldı.  O nedenle, etimolojik analizi yapılmak suretiyle listeye daha fazla kelimeler eklenmesi mümkündür.  Listedeki örneklerde görüldüğü gibi her iki dilden seçilmiş kelime çiftleri ses, anlam ve yapı bakımlarından hemen hemen tamamıyla aynıdır.
Fonetik bakımdan “∫” sürtünmeli sesi her iki dildeki bütün benzer kelimelerde korunmuş gözükmektedir.   Türkçedeki “ş” karakteri İngilizcedeki “sh” telaffuzuna karşılık gelirken bunun İrcedeki karşılığı “s” harfinin önüne veya arkasına konulan sessiz ince ünlülerle yapılır, örneğin “seo.”  Eğer anadili Türkçe olan biri bu kelimeyi bir İrlandalıdan duyacak olsa bu kelimenin “şo” veya “şu” olarak yazılmasi gerektiğini savunacaktır.  Her iki dilde de anlamı tamamıyla aynıdır! 
Benzer bir fonetik preservasyon “k” sesinde de görülmektedir.  Bu çalışmanın amacı her ne kadar fonetik kaymalardan uzak durmaksa da Türkçede “y” İrcede “g/k” (g/c) ile başlayan kognet çiftlerinde ilginç ve tutarlı olarak bir gözlem ortaya çıkmaktadır.  Listede Türkçe olarak “y” ile başlayan bütün kognetlerin İrce karşılıklarında istisnasız olarak “y” yerine “g” veya “c” bulunmaktadır.   (Not: İrcede “k” sesi için “c” harfi kullanılır)
Daha az göze çarpan ses kaymaları da bulunmaktadır.  However, şimdilik ciddi önemde başka bir ses dönüşümü göremiyorum.  Ses kaymalarının metodlarının keşfedilmesi, eğer varsa, bir çok yeni kognetlerin de fark edilmesine yardımcı olacaktır.  Ancak, bu çalışmanın konusu dışındadır. 
Sonuç
Görülüyor ki bir çok İrce-Türkçe kognetler bulunmaktadır.  Listede verilen kognet çiftlerinde her çift tutarlı olarak hem anlam, hem yapı, hem de ses olarak son derecede güçlü korelasyonlar göstermektedir.  Oysa İrce ve Türkçe birbirinden çok uzak iki farklı dil ailesinin üyeleri olarak sınıflandırılır.  Kognetleri seçme kriterleri yeteri derecede konservatif olup kazayla başka kaynaklı kognetlerin listeye girmesini önlemekle birlikte, yine de gözden kaçmış, kasıtsız olarak listeye girmiş kognetler olabilir.  Yine de, aksi bir veri olmadığı sürece, yukarıdaki listedeki kognetlerin Kelt kökenli olduğu ve ortak paydanın da Galatlar olduğu kabul edilmelidir.   Dahası kökeni belirsiz bir çok Türkçe kelimenin köken olarak Kelt kökenli olabiliceği bakımından da incelenmesi gereklidir. 
Ayrıca, İrce ve Türkçe arasında Galatlar kanalıyla bu kadar çok kognetlerin bulunması insular Kelt dilleri (mesela İrce) ile unutulmuş kıta Kelçesi (mesela Galyaca) arasındaki ilişki konusunda yeni sorular yaratmaktadır.  O nedenle, bu çalışmanın sonuçları Kelt dillerinin yeni çerçeve ve ilgi içinde incelenmesi gereğine işaret edebilir. 
Sonuç olarak, bu ve muhtemel benzeri çalışmaların akademik çevrelerce ciddi biçimde hırpalanması Türkçe, İrce ve Keltçe dillerinin genel etimoloji çalışmalarına yeni bir ışık tutabilir. 
BIBLIYOĞRAFYA
[1] Freeman, Phillip, “The Galatian Language, A Comprehensive Survey of the Language of the Ancient Celts in Greco-Roman Asia Minor,” The Edwin Mellen Press, New York, 2001. ISBN 0-7734-7470-3
[2] Mitchell, S., "Anatolia: Land, Men, and Gods in Asia Minor," Volume 1, Clarendon Press, Oxford, 1995.
[3] Livius, Titus, The History of Rome, 38.16
[4] Claudius Claudianus, Carmina Maiora, 19-20, In Eutropium I-II, 250
[5] Ramsay, William M., "Historical Commentary on Galatians," Ed. Mark Wilson, Kregel Publications, Grand Rapids, MI, USA, 1997.
[6] Darbyshire, Gareth, et al., “The Galatian settlement in Asia Minor,” Anatolian Studies Journal, pp.75-97, Vol. 50, 2000.
[7] Ostrogorsky, George, “History of the Byzantine State,” Rutgers University Press, New Brunswick, New Jersey, 1969.  ISBN 08135-0599-2
[8] Jenkins, Romilly, “Byzantium: The Imperial Centuries AD 610-1070,” University of Toronto Press, 1987.
[9] Sewter, E.R.A., "The Alexiad of Anna Comnena," Penguin Books, 1969, London, ISBN 0-14-044215-4.
[10] Rosenstock, Gabriel, “Beginner’s Irish,” Hippocrene Books, New York, 2000.  ISBN 0-7818-0784-0
[11] Eminov, Ali, “The Turkish Language Reform: A Catastrophic Success (review)” Language - Volume 77, Number 2, June 2001, pp. 384-386
[12] Bloch, Marc,  “French Rural History,” University of California Press, 1970. ISBN 0520016602, 9780520016606
[13] New Redhouse Turkish-English Dictionary, Redhouse Yayınevi, İstanbul, 1979.
[14] Nişanyan, Sevan, "Sözlerin Soyağacı, Çağdaş Türkçenin Etimolojik Sözlüğü," 2. Basım, Adam Yayıncılık ve Matbaacılık, İstanbul, Mart 2004.  ISBN 975-418-743-6
[15] Aktunç, Hulki, “Büyük Argo Sözlüğü,” 4. Baskı, Yapi Kredi Yayınları, Istanbul, Ocak 2002. ISBN 975-363-864-7
[16] Bozyiğit, A. Esat, “Ankara İli Ağzı Sözlüğü,” 1. Baskı, Kültür Bakanlığı, Ankara, 1998.  ISBN 975-17-2041-9
[17] Bhaldraithe, Tomas de, "Focloir Gaeilge-Bearla,"  Mount Sales Press Ltd., Ireland, 1992.  ISBN 1-85791-037-0
[18] Dolan, Terence Patrick, "A Dictionary of Hiberno-English," 1st Paperback Edition, Gill & MacMillan Ltd., Dublin, Ireland, 1999.  ISBN 0-7171-2942-X